Bir eğitim tasavvuru, Öğretmen ve Veli Arasındaki Diyaloğun Önemi

Merhaba...
Öncelikle bu portalın hayırlı olması dileklerimle söze başlıyorum...
Maalesef  ülkemiz adına sancılı süreçlerden olan bir konuda makale yazıyor (kalem oynatıyor) olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum(!)…
Eğitim…
Neredeyse Fenerbahçe taraftar sayısına ulaşan öğrenci sayısı;) milyonu aşmış öğretmen ve toplamı kadar veliden bahsediyoruz. Sadece bu sayısal ibareler bile mevcut durumun ortaya konması açısından oldukça yeterlidir diye düşünüyorum. Derslik sayısı yetersizliği, ikili eğitimden tam güne geçiş, atanamayan öğretmenler, ücretli öğretmenlik, okulların fiziki imkân yetersizlikleri, akran zorbalığı, öğretmen eğitiminde ki eksiklikler…
Daha sayabileceğim bir sürü konu başlığı bu alandaki bardağın boş olan kısmı…
Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz misali, biz bardağın dolu tarafını görmeliyiz, bakanımız Ziya Selçuk’un söylediği gibi…

Ülkemizin milli meselelerinden olan eğitimin her zaman bir ayağı siyasi olmuştur. Çünkü kitleleri dönüştürmenin en kolay yolu eğitimdir. Zorunlu ve kesintisiz 8 yıl eğitim,4+4+4 ya da şimdi tartışılan 1+5+3+3…
Neredeyse bir futbol maçında ki taktiksel yaklaşımlarla evirilen örgün eğitimimiz…
Ömür boyu devam ediyor olması sabit bir süreç olarak bakılmamasını gerektirirken maalesef siyasi dalgalanmaların kucağındaki bir sandal gibi savrulmuştur eğitim sistemimiz…

Günler öncesinden duyurulan makale başlığına gelecek olursak (Öğretmen-Veli Arasındaki Diyaloğun Önemi!)…
Bardağın dolu tarafında eğitimin üç ana unsuru (Öğretmen-öğrenci-veli) bulunmaktadır. Gruplandırma yapılırsa öğretmen bu süreçte bardağın boş olan tarafındaki olumsuzluklar nedeni ile veli ve öğrenciye karşı yalnızdır. Süreci doğru götürmek adına olumsuzlukları ortadan kaldırmanın yegâne çaresi veliyi de eğitim sistemine entegre etmektir. Bu süreçte veli hem pekiştiren hem de eğitimin doğal destekleyicisi olmalıdır. Bunun için sadece öğretmenle değil öncelikle kendi evladı ile iletişimi ve diyaloğu iyi olmalıdır. Bu konudaki eksilik giderilmeden sağlıklı bir eğitim sürecinden söz etmemiz mümkün olmayacaktır. Zira ebeveynleri ile kapalı iletişimde olan çocukların ruh hali ve okuldaki isteksizlikleri doğru orantılı olacaktır. Bu noktada öğretmen belirleyici olup kilidi açacak anahtar konumundadır. Anahtarcı ise velidir…

Kimliğimiz ve ahlaki normlarımıza uygun, sonuç kaygısı gütmeden sürecin kalitesine odaklı, adil ölçme ve değerlendirme kıstasları olan bir sistem temennisi, ülkemizin geleceği, çocuklarımızın istikbali için ilk emri OKU! olan bir dinin mensupları olarak ilim öğrenmenin farz olduğunun bilincinde olmalıyız. Peygamberimizin “ilim Çin’de dahi olsa arayınız ” düsturunca Gazi M.Kemal Atatürk’ün söylediği  “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” çerçevesinde, Hz. Ali’ye atfedilen “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” olgunluğunda olmamız elzemdir.
Yeni Milli eğitim bakanımız sayesinde olumlu rüzgârların estiği bu günlerde zaman zaman eğitimin amacı, işlevi, aşamaları gibi teknik konularla zaman zaman ise güncel meselelere dair olacak sonraki yazılarda görüşmek
ümidi ile…

Selam ve sevgiler…